Blog

Kırmızılara Sarılı Bir Veda

 

Bir ölüm, bir cenaze insana ne hatırlatır? En çok da bu dünyanın ne kadar geçici, insanların dışarıdan bakıp verdiği hükümlerin ne kadar sığ olduğunu…

 

Ona bakıp "deli" dediler belki. Belki "kara sevdalı" dediler, belki de kendi kalıplarına uymayan o bambaşka dünyasını anlamadıkları için küçümsediler. Üzerinden hiç çıkarmadığı kırmızılarla sokakları adımlarken, kim bilir o kendi içinde hangi sessiz yangınları taşıyor, hangi kırık hatıraları yaşatıyordu. Dışarıdan bakanlar sadece farklı birini gördü; kendi kibirlerinin arkasından ona acıyarak ya da alay ederek baktılar.

Fakat ölüm, en büyük yüzleşmedir ve terazisi asla şaşmaz. Hayattayken onu aşağılayan, ona burun kıvıran o "akıllı" ve "saygın" insanların hiçbiri, gün gelip de o musalla taşına yattıklarında belki de böyle yürekten bir kalabalık tarafından uğurlanmayacak. Saliha Teyze’nin ardında bıraktığı o mahşeri kalabalık, vicdanın ve saf sevginin ete kemiğe bürünmüş haliydi. Hiç tanımadığı, yüzünü görmediği, sesini duymadığı binlerce insanın içinden kopup gelen dualar, dudaklardan dökülen Fatihalar onu sardı.

Neymiş mesele? Mesele, bu dünyada çok bilinmek, kusursuz görünmek ya da herkes gibi olmak değilmiş. Mesele, kimseye kötülüğü dokunmadan, kendi masum dünyasında yaşayıp insanların kalbinde saf, tertemiz bir iz bırakabilmekmiş.

Kırmızı Kadın Saliha Teyze, o kırmızı elbiselerinin içinde bu sahte dünyaya inat, sessiz ama çok güçlü bir ders vererek göçüp gitti. Ardında bıraktığı o sessiz öğüt, kalplerimizde hep yankılanacak. Mekanı cennet, ruhu o çok sevdiği renkler kadar sıcak ve huzurlu olsun.

En son yazılarım, notlarım ve alıntılarım burada.

En son yazılarım

8

Yazı

32

Alıntı

15

Notlar

5

Okuma Listesi